Haber

Erdoğan Toprak, Sinan Ateş Cinayetini Susurluk Olayına benzetti: “Siyasi İktidar Bağlarını Tüm Topluma Uzanan Bir Yapının Varlığı…

CHP Genel Lider Koordinatörü Başdanışmanı Erdoğan Toprak, eski Vaka Merkezi Genel Başkanı Sinan Ateş’in öldürülmesini Susurluk Olayına benzeterek, “İstanbul’dan Ankara’ya uzanan, organize suç örgütlerinden para için cinayet şebekelerine, uyuşturucuya uzanan bir süreç var. tacirlere, polis teşkilatına ve nihayet siyasi iktidar ilişkilerine kadar yapılanmanın varlığını tüm topluma göstermiştir.” Toprak, hükümetin seçimleri 18 Haziran’dan önce yapmak istediğini belirterek, “Bu, iktidarın Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci cins olacağına dair siyasi ve fikrî bir kabule sahip olduğunu gösteriyor.”

CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak bugün haftalık değerlendirme raporunu yayınladı. Eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş’in öldürülmesini Susurluk Olayı’na benzeten Toprak, şunları kaydetti:

“Türkiye, devlet-mafya-siyaset üçgeninin ortaya çıkmasına neden olan ‘Susurluk Olayı’ gibi yeni bir tabloyla karşı karşıya. Bir ayağı suç çetelerine, uyuşturucu ve cinayet şebekelerine, diğer ayağı güç ittifakına ve iktidar ittifakına uzanıyor. bir ayağı siyasete ve güvenlik güçlerine gidiyor, Yargıya bulaşan bu süreçte iktidarın sessiz kalması, devletteki yolsuzluğun ve yıkımın vahim boyutlarını gözler önüne seriyor.

30 Aralık’ta başkentin en merkezi bölgelerinden birinde yaşanan siyasi suikast sonrası yaşanan olaylar, failler ve faillerin temaslarıyla ilgili gelişmeler, Kasım ayında yaşanan Susurluk Olayı’na benzer bir tabloyu çağrıştırıyor. 3, 1996, 27 yıl önce.

O dönemde bir trafik kazasında aynı araçta bulunan polis-siyaset-mafya üyelerinin yarattığı şok dalgası, kirli çıkar ağının, çıkar ağlarının, siyaset ve güvenliğin, karanlık yapıların ortaya çıkmasına neden oldu. Dönemin gücünün doruk noktalarına sızan, suikast ve cinayet düzenleri.

“SİYASAL GÜCÜNE ULAŞAN YAPILANMA”

Şimdi örnek bir tablo ile karşı karşıyayız. Aynı zamanda genç bir akademisyenin silahlı bir şekilde öldürülmesinin ardından ortaya çıkan, siyasi kimliği ve toplumsal karşılığı olan irtibat ve çıkarlar ağı, organize suç örgütlerinden para için cani şebekelere kadar İstanbul’dan Ankara’ya uzanan bir şebekedir. , uyuşturucu tacirleri, polis teşkilatı ve nihayet siyasi iktidar temasları. yapılanmanın varlığını tüm topluma göstermiştir.

Suikast kurbanının siyasi olarak aktif, aktif ve saygın bir kişi olmasının yanı sıra bu eylemi planlayan, talimat veren, yürüten ve failleri koruyan bir yapının suikastın arkasında olması olayları bir olay olmaktan çok öteye taşıyor. kolay cinayet veya siyasi bir hesaplaşma.

Faillerin takibi ve tutuklanması sürecinde güvenlik güçleri ve savcılar üzerinde siyasi baskı ve güç kullanılması, bazı faillerin gözaltına alındıktan sonra sözlerine bile bakılmadan serbest bırakılması ve İçişleri Bakanlığı’nın güç ittifakının son derece anlamlı olması çok anlamlıdır. İçişleri ve Adalet, daha önceki birçok olayda olduğu gibi sessiz kaldı.

Bu konudaki açıklama ve eleştirilere sadece tehdit ve hakaretlerle cevap verilmesi, yaşananların özüne hiç değinilmemesi, başkentin göbeğinde gerçekleşen siyasi suikast nedeniyle herhangi bir kınamanın olmaması çok dikkat çekicidir. güpegündüz.

ÇUBUK’TA KILIÇDAROĞLU’NA YÖNELİK SALDIRIYI ANDILAR

Çubuk’ta şehit cenazesinde CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik linç girişimini kınayarak tepki göstermek yerine adeta saldırganları övdü; Muhalif gazeteci ve yazarlara yönelik silahlı ve sopalı saldırılara destek ve teşvik açıklamalarında bulunan iktidar ittifakı ve sözcülerinin çabaları artık kamuoyu ve toplum tarafından görmezden gelinmemekte, yaşanan tüm olaylara sessiz kalmaya çalışılmaktadır. bu siyasi suikasta

Seçimler yaklaşırken demokratik süreci, demokrasiyi, özgür ve özgür siyasi faaliyeti tehdit eden ve tehdit eden bu saldırılar kimseyi yıldıramayacak. Bu tür girişimlerden medet uman, karanlık hesaplar ve planlar yapanlar hiçbir zaman amaç ve amaçlarına ulaşamazlar.

“İKİNCİ CİNSİYET OLMAYI KABUL ETMEK”

Hükümetin seçimi avantajlı bir tarihte yapmayı planladığını kaydeden Toprak, “Nisan ve Mayıs ayları için belirtilen farklı tarihler, Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tip olacağına dair iktidarın zaten akli ve siyasi bir kabule sahip olduğunu gösteriyor.” İktidarın seçime yalan rüzgarıyla gireceğini savunan Toprak, şunları söyledi:

“Bu yönde planladıkları bir seçim takvimini Meclis’e kabul ettiremezlerse, ‘Meclis’i feshetmek’ için Cumhurbaşkanı kozunu kullanarak siyasi şantajla sonuç almaya çalışıyorlar. planları, senaryoları, çıkar hesapları sonuçsuz kalacak, hüsrana uğrayacaklar.”

Toprak, şöyle devam etti:

“2008 mali krizinde Yunanistan moratoryum ilan edince, Arjantin iflasını açıklayıp borçlarını ödeyemez hale gelince, her iki ülkedeki istatistik kurumlarının hesaplarıyla gerçeği sakladıkları ortaya çıktı. TÜİK şeffaf bir şekilde halka açılırsa, bütün hesap ve sayı oyunları ortaya çıkacak, onlardan nasıl alınıp çalınıp başkasına devredildiği, devletin nasıl çürütüldüğü ortaya çıkacaktır.”

“SEÇİME KADAR KAYBINI KABUL EDERLER”

Zincir marketler ve Ticaret Bakanı Mehmet Muş ile yapılan görüşmenin ardından piyasaların fiyat sabitleme kararı aldığını hatırlatan Toprak, bu duruma ilişkin şu açıklamayı yaptı:

“Ticaret Bakanı, zincir marketlerin CEO’larını bir araya getirip poz verdiği görevinde market zincirlerini fiyat artırmamaları konusunda uyardığını belirtti. Bu görüşmenin ardından zincir marketler fiyatları düşürme ya da sabitleme kararlarını ardı ardına açıkladı. Görünen o ki Rekabet Kurulu yaklaşık 3 milyarlık bir ceza vermiş.Kestiği zincir mağazalar, hükümetin baskı ve talimatıyla seçime kadar zararı kabul edecek.

Bence bu uygulamadan en çok zararı küçük esnaf, mahalle bakkalı, manav ve kasaplar alacaktır. Zincir marketlerle sermayesi ve rekabet gücü olmayan binlerce bakkal, manav ve kasabın işin fiyatını maliyetinin altına indirmesi, düşük fiyattan satarak israfı göze alması, fiyatı tutması mümkün değil. Toptancıdan kendilerine getirilen malın fiyatı yükselse bile 3-4 ay satılan malın. Buna göre, geçen yıl işyerleri kapatılan 125 bin 892 küçük esnaf işletmesine binlerce yeni işyerinin eklenmesi kaçınılmaz olacak.

“ERDOĞAN’IN NOBEL ADAYLIĞI İSTEĞİ ‘SEÇİM MALZEMESİ’DİR”

Toprak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilme isteğini “seçim malzemesi” olarak yorumlayarak, “Nobel’e talip olma noktasına gelmesi, AK Parti Meclis Başkanı’nın adaylık teklifini AK Parti’ye iletmiş olması” dedi. Nobel Komitesi ve bazı ülkelerin destek dileniyor olması, Nobel’den ‘yardım ummanın’ siyasi çaresizliğinin bir göstergesidir.”

Toprak’ın haberinden satırbaşları şöyle:

KKD’DEKİ PARA PİYASAYA GİRMEZ: Bankalardaki döviz ve Döviz Korumalı Mevduat (KKM) hesaplarının hızla çözülmesi ve düşüş göstermesi, devletin ekonomide yarattığı güvenin erozyona uğraması nedeniyle varlıkların ‘yastığın altına’ kaydığını gösteriyor. Kasım ayının başından bu yana bankalardaki döviz mevduatı 28 milyar dolar (518 milyar TL) azaldı. KKM’de bir haftalık düşüş 48 milyar TL. Ancak miktarı 550 milyarı bulan bu döviz ve paralar piyasaya girmiyor.

BDDK’nın bankalardan 50 milyon dolar ve üzeri yabancı transferlerin bildirilmesi ve devir ilişkisinin belgelendirilmesi (belgelenmesi) talebi, hükümetin döviz varlıklarının yurtdışına transferini engellemeye çalıştığını ve sermaye kontrolünün başlatıldığını gösteriyor. İktidarın her gün değişen kararları, olağandışı uygulamaları ve kanunlar üzerinde artan baskısı karşısında ekonomideki varlık ve sermaye kanamasının hız kazanacağını tahmin ediyorum.

İTHALAT REKORU KIRILDI: İş sağlığı, sendikal haklar, insan hakları, çevre koruma, çocuk ve kaçak çalıştırma yasağı, iş güvenliği vb. Yaptırım koşulları yavaşlayan ihracatı daha da zorlaştıracak ve açığı uygun şekilde büyütecektir. Devlet ihracatla övünürken, 364 milyar dolara ulaşan ithalatla 100 yılın rekoru kırıldı.

Ağır ekonomik kayıplara yol açabilecek bu tabloya karşı hükümet; İhracatçı ve sanayicilerin hak ihlallerini önleyecek gerekli yasal ve yasal düzenlemeler süratle hayata geçirilmelidir. Ekonomik demokrasinin, sendikal hakların önünü açmak, kayıt dışı istihdamı önlemek, iş sağlığı ve güvenliğini, kadın istihdamını, çevreyi, toprağı ve suyu korumak zorundadır.

ÇİFTÇİLERİN OY HESAPLARI: Devlet, gübre ve yem indirimleri için Tarım Kredi Kooperatiflerini, çiftçiye yeniden borç vermek için Ziraat Bankası’nı devreye soktu. Bugüne kadar üreticinin gübre, yem, mazot, tohum vb. girdi maliyetlerindeki olağanüstü artışları göz ardı eden iktidarın seçim yaklaşırken üreticiyi anması siyasi ve oy bazlı bir adımdır.

20 yıldır devletin mağdur ettiği çiftçi ve üreticiler, devletin yıllardır üvey evlat muamelesi yaptığı ve “her şey” mantığıyla uyguladığı şovmen indirim ve kredi kampanyalarını biliyor ve görüyor. İthalatla ehlileştirmek istediği üreticilerin sorunlarına kalıcı çözüm yerine “seçime kalmıştır”.

ESAD İLE CUMA NAMAZI YÜZÜ: Rusya’nın örgütlenmesiyle kurulan Üçlü Suriye Masası’nda sürecin hızlandırılacağı, seçime kadar Esad-Erdoğan görüşmesi için her türlü girişimin yapılacağı anlaşıldı. Gelişmelerin İran’ı rahatsız ettiğine ve Rusya-İran çatışmasının Şam üzerinde baskı yarattığına dair artan emareler var.

İran’ın normalleşme girişimlerinden duyduğu rahatsızlığı gösteren belirtiler artarken, Şam üzerinden Rusya-İran baskısı ve çatışması yaşanıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2011’de 3 ayda Esad’ı devirerek cuma namazını Şam’daki Emevi camisinde kılma hedefi, son gelişmelerin ardından Esed ile seçim öncesi Emevi camisinde yan yana cuma namazı kılma ve verme arzusuna dönüşüyor. Katar’da Sisi benzeri bir tokalaşma pozu.

RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI: Rusya-Ukrayna savaşında Ortodoks Noeli nedeniyle 6-7 Ocak’ta Rusya Devlet Başkanı Putin’in ilan ettiği ateşkes Ukrayna tarafından reddedildi. ABD ve Almanya, Ukrayna’ya Patriot’lar, zırhlı araçlar, saldırı füzeleri ve tank imha sistemlerini içeren 3 milyar 750 milyon dolarlık yeni askeri yardım paketini devreye aldı.

ABD 2023 bütçesinden Ukrayna’ya ayrılan 45 milyar doların yanı sıra Patriot hava savunma sistemleri ve şimdi de 3.7 milyar dolarlık yeni silah paketi, Almanya’nın silah desteği, Batılı ülkelerin savaşın devamına yönelik duruşlarını sürdürecekleri, Ukrayna’yı müzakere masasından uzak tutacaklarını söylediler. gösteriyor.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Evden eve nakliyat
kartal evden eve nakliyat
Başa dön tuşu